Tuesday, January 5, 2010

Merhaba Turkey: American Military in Turkey

I accidentally found a web site dedicated to the US military personnel served in Turkey: Merhaba Turkey: "These are the stories of those whose lives changed while serving in the American Military in Turkey". Basically it lists the names of service men, where and when did they serve in Turkey and their memories. I like the site very much! For example, read the following interesting anecdote of SSGT Steve Slezak who served in Diyarbakir in 1970/1:

"I went to work at the radio station for my shift, as usual, which
went into the night hours. Sirens going off, and a call from the Air
Police informed me that the base was under attack from Kurdish
bandits...the guys who looked like they were right out of a grade-B
Arabian movie. They had come down in force, to steal copper out of the
radar emplacements (from what I was told). The copper was sold
downtown."

Plus, Lt. Neil S. Reyer, USAF wrote an article on the "Kordon Hotel" he helped to launch in Izmir in 1966: Izmir's Kordon Hotel - The Beginnings, A2/C Lewis B. Culkin Jr, USAF shared his memories of Trabzon in 1958/9 and A/2C Charles Sibert, USAF submitted a lenghty article on Incirlik Air Base, Adana detailing his service there between March 29, 1958 - January 10, 1960 with a lot of photos. Note that Mr Sibert is looking for Seyit Demirel, Turkish Air Force from Izmir who was sent to Dreux Air Base, France in 1960 for radio training.

I think the photos of this site is very interesting: there are many photographs of Turkey shot between 1950s-70s.



Wednesday, December 30, 2009

Hanriot 182


It is widely stated Turkish Air Force operated "Henriot 182"aircraft in the 1940s* for liaison and training tasks:
Henriot 182 @ Official Turkish Air Force Web Site
Henriot 182 @ Tayyareci.com
Henriot 182 @ Ole Nikolajsen
However, when I google'd the web for "Henriot 182" I found only some Turkish sites! After searching the Wikipedia, I found that there is a certain French aircraft manufacturer company named Hanriot which manufactured Hanriot 180 series aircaft. So, I think the aircraft should be referred as "Hanriot 182", not as "Henriot 182".

* Perhaps between 1939-1942.

Saturday, July 25, 2009

Yonca Lodge


Eşimle bir haftalık tatilimizi geçirecek yerleri Internet'de ararken özellikle küçük otellere bakıyordum. 2008'de Antalya'da gittiğimiz 5 yıldızlı büyük otelden hiç memnun kalmamıştık! En kötüsü sabahları sahilde şezlong bulamamaktı. Ayrıca aşırı doluluğun verdiği gürültü çok tatsızdı. Amacımız sessizlik içinde kafamızı dinlemekti ve Google arama sonuçları içinde ordan oraya giderken Yonca Lodge'u* gördüm. Nişanyan'ın Küçük Oteller Sitesi'nde** bir sorun belirtilmeyince 27 Haziran-04 Temmuz, 2009 tarihleri arasında bir hafta kalmak için yer ayırttım. Oteli Karabacak ailesi işletiyor: Şaban Bey ve Hatice Hanım mutfaktalar, oğulları Emre Bey*** idarede. Aile dostları Yeter Hanım da yardım ediyor. Emre Bey ile Dalaman Havalimanı'ndan aktarma için yazıştık ve bana bir şirket önerdi****. Kişi başı 23TL'den Internet üzerinden Dalaman Havalimanı'ndan otele gidiş dönüşü ayarladım toplam 92TL'e. Bu aktarma işinin çok düzgün çalıştığını belirtmeliyim.


Öncelikle otelde yemekler çok güzeldi: Şaban Bey ve Hatice Hanım harikalar çıkarıyorlar...Rüzgar püfür eserken sahilde dut ağaçları altındaki şezlonglarda uzanmak çok hoştu. Bu ağaçlardan bayağı kara dut yedik! Güler yüzlü Şükrü'nün 17:00 gibi getirdiği atıştırmalık ve çaylar çok güzeldi. Derede yaşayan Pekin ördeklerine, ortalıkta dolaşan tavuklara ekmek parçaları atmak çok tatlıydı. Bize otele gelenler çoğunlukla kafa dinlemek isteyen çiftler veya küçük çocuklu aileler gibi geldi. Küçük çocuklu aileler mutfaktan vs özel isteklerde bulunabildikleri için rahat ediyorlar gibi duruyordu. Deniz suyu sıcak ve hafif dalgalı. Tek sorun sahilde taşlık bir şeridin olması...Sonuç olarak Yonca Lodge'u böyle sessiz, sakin tatil hedefleyen çiftlere veya küçük çocuklu ailelere tavsiye ediyorum. Zaten yapılan yorumlarda oldukça olumlu*****. Biz de kesinlikle bir daha gidecegiz!

* http://www.yoncalodge.com/
** http://www.nisanyan.net/otl_view.asp?id=608
*** Emre Karabacak: 0533 9240224, info@yoncalodge.com
**** https://www.koraltravel.com/transfer.asp
***** http://www.nisanyan.net/otl_comment.asp?otl_id=608

Tuesday, July 21, 2009

Abusing the Doxygen's "Test" Command

According to the Doxygen documentation* the test command does the following:

\test { paragraph describing a test case }

Starts a paragraph where a test case can be described. The description will also add the test case to a separate test list. The two instances of the description will be cross-referenced. Each test case in the test list will be preceded by a header that indicates the origin of the test case.

Here, creating a separate list is a very nice feature! I think one can use the test command to have a list of all the tricky points which will be useful for maintenance: simply ask newcomers to generate the Doxygen documentation, study the "Test List" and learn all the cases by heart.


* http://www.stack.nl/~dimitri/doxygen/commands.html#cmdtest

Monday, June 15, 2009

Türk Hava Kuvvetleri Uçaklarını "Özgün Boyama"ya Başlamış

Internet'de Türk uçak modelcilerinin forumlarına bakarken THK'nin Malatya 7. AJÜ'da konuşlu 172. Filo'daki emektar F-4E Phantom II'lerine "özgün boyama" uyguladığını gördüm. Tasarim Ömer Erkmen'e ait*: "En önemlisi, kuruluşundan bu yana, hava kuvvetlerimizde ilk defa kendimize özgü bir patern ile ucaklarımıza standart getirmiş olduk, inanın bizler kadar personelin moraline etkisi çok büyük oldu...". THK'nın USAF "Techical Order"ları dışına çıkmayı düşünmesine bir 241. Dönem Hava Uçak Bakım Yedeksubay olarak çok sevindim! Yunanistan'ın F-16C/D'leri ve İran'ın F-4D/E ve RF-4E'leri için kendi oluşturdukları boyama planlarını kullanmasına hep kıskanarak bakmıştım açıkcası...




Gerçi filo "geçici" olarak kapatılıyormuş: anladığım kadarıyla F-4E'leri yenilenecekmiş. Ayrıca yine Ömer Erkmen RF-4E'ler için "özgün" bir boyama yaratmış ve birliklerde deneme sonrası yönergeler oluşturulunca tam olarak kullanıma girecekmiş **:



Ayrıca Ömer Erkmen yenilenen T-38A'larımız için de "özgün" bir boyama geliştirmiş ***:


Galiba yenilemeden geçecek F-16C/D'lerimiz için de "özgün boyama" hazırlanacakmış! Bence başta Ömer Erkmen olmak üzere ilgili THK personeline teşekkür borçluyuz...


Saturday, May 16, 2009

Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

Prof. Dr. Edhem Eldem'in "Ressamlar, Kaplumbağalar, Tarihçiler..." * başlıklı yazısı Osman Hamdi Bey'in ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi (1906) tablosu için yapılan yorumları "aşırı okuma" olarak nitelendiriyor. 2004 yılında Pera Müzesi tarafından 5TrilyonTL'e Erol Aksoy'dan satın alınmasıyla "yerli Mona Lisa" muamelesi görmeye başlayan tablo [1] sanat tarihçileri tarafından oldukça incelenmiş bir eser. Yazar, makalesinin başında Osman Hamdi konusunda çalışmaları olmasına rağmen sanat tarihçisi olmadığı için resimlerini yorumlamaktan çekindiğini belirtiyor ve "en büyük sıkıntılarımdan biri de bu tür yorumların biraz fazlaca rahat bir şekilde yapılıyor olmasıdır" diyor: "Bunu yapmak için de aslında Osman Hamdi Bey'in hiçbir yazılı ifadesine dayanmadan sadece resimlerde yer alan figürler, kompoziyon, konu, işleniş tarzı vs. üzerinden bu yorumlarını yapmaktadırlar."

Tablonun satışını takip eden aylarda Gazateci Emre Aköz "Aranızda hiç kaplumbağa tercbiyecisi gören var mı? Osman Hamdi Bey ve trilyonluk resimi" [2] başlıklı yazısında önemli bir soru sormuş: "Soru aklıma düştü: Osmanlı'da 'kaplumbağa terbiyeciliği' diye bir meslek, hüner var mıydı? Varsa kimler, nasıl icra ederdi...Peki acaba işin uzmanları bu konuda ne diyordu?" Edhem Eldem o zaman "muhtemelen bu sahnenin bir hayal ürünü olduğunu" söylemiş. Emre Aköz tarihçilerden "doğru dürüst" bir yanıt alamayınca "tarihçiliğimizin sırrını kendi kendine keşfetmişti: Belge veya bilgi yoksa yoruma kuvvet": "O zaman bunun 'simgesel anlamlarla yüklü' bir resim olduğunu söyleyebiliriz... Mesela Eczacıbaşı Sanal Müzesi'nde yer alan bir yorumda, Osman Hamdi'nin bu resmi yaparak, herhalde yavaş, miskin, tutucu çalışma arkadaşlarını hicvettiği yazılı."

Sanat tarihçilerinin yorumlarını özetlemeden önce bence ilginç bir biçimde Edhem Eldem Ekşi Sözlük'de bu tablo için yapılan yorumlara değiniyor. Burada yetersiz bilgisine rağmen her şeyi manalandırarak "ahkam kesen" "aydın" otorite figürüne dokundurmadan geçmiyor! Tablo yorumları için yazarın vardığı sonuç: "... mesele şu ki tarhçiler genellikle tablolardan hareketle Osman Hamdi Bey'i anlatmaya çalışıyor gibi gözükseler de aslında yaptıkları bunun tam tersi: Osman Hamdi'yi bir veri olarak alıp tablolarını o veriden hareketle okuyorlar...Osman Hamdi Bey'in fırçasından çıkıp da bütün bu ağır sembolizmi yüklediğimiz tablolardan herhangi birini Osman Hamdi'nin değil de başkasının, bir Batılının imzasıyla görmüş olsak da aynı şekilde yorumlar mıydık?...Metafor esastır, mana başattır, simge tabloyu yapıyor, gerisi teferruattır...Bu yüzdendir ki benim derdim aslında yorumlarla değil, ezici varlıklarıyladır. Bu mantığı aşırı ucuna kadar yürütürsek ...bir noktadan sonra tablolarına ihtiyaç kalmayacaktır veya daha da korkutucusu, yapmış olması gereken tabloları tesbit etmeye başlayacagız."

Sonrasında Edhem Eldem "kaplumbağa terbiyesi" konusuna geri dönüp "Google Book Search ve Fransız Milli Kütüphanesi'nin Gallica arama motoru"nu kullanarak Osman Hamdi Bey'in olası ilham kaynağını buluyor: "Nihayet işin sırrı çözülmüş oldu. Kaplumbağa terbiyesi diye bir sanat, Kaplumbağa terbiyecisi diye bir meslek vardır ve bunlara en azından on dokuzuncu yüzyılda Japonya'da rastlanabiliyordu...1869 yılında babası Edhem Paşa, Bağdat'da Midhat Paşa'nın maiyetinde bulunan oğlu Osman Hamdi'ye Le Tour de Monde'un o seneye ait ilk cildini yollamış, oğlu da bunu zevkle okumuştu. Söz konusu eserin 402. sayısında Japon kaplumbağa terbiyecisinin [3] gravürü yer almaktaydı...Artık galiba muhteşem Lale Devri'mizin "kapıkulu kaplumbağaları"nı rahat bırakmanın vakti gelmiş olsa gerek".

Edhem Eldem tablonun ilk adı olan "Kaplumbağalı Adam" başlığıyla uyumlu bir yorumu tercih ediyor ve "terbiye" yorumundan uzak duruyor: "Bundan çıkartacağımız bir sonuç da, Osman Hamdi Bey'in bir "mesaj" ressamından çok, esas olarak bir genre ressamı olduğu, dolayısıyla da asıl arzusunun hoş ve uyumlu bulduğu unsurları bir araya getirerek oluşturudğu kompoziyonların hayali de olsa bir yaşam anını yansıtmasını sağlayabilmek olduğudur." Bu arada Osman Hamdi Bey Edhem Eldem'in büyük büyük amcasıymış!

* Toplumsal Tarih, Mayıs 2009, s 20-30
[1] Wikipedia, tablonun Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından 3.5 milyon USD'e Aralık 2004'de satın alındığını ve bu vakfın kurduğu Pera Müzesi'nde sergilendiğini yazıyor.
[3] Yazıda yapılan alıntılarda gravürdeki kaplumbağa terbiyecisinin "Koreli" olduğu söyleniyor.

Thursday, March 5, 2009

gksudo'ed Terminal

While working on the TeeVee project*, I compiled, installed and run the application as the "root" user. I needed new terminal tabs all the time and giving them root privileges was time consuming. Then I searched a bit and found that if I launch a terminal via gksudo, all the tabs created inherit the root privileges. So, I wrote the following script and run it happily afterwards:

gksudo.sh:

#! /bin/bash
gksudo gnome-terminal


I think this is a useful script. Obviously running commands with root privileges is a dangerous activity...

* I developed the code using a Ubuntu 8.04 installed Linux computer.